top of page
Öğretilemeyen Şeyler: RomanYazım (5)| Pelin Özer
1. Zaman zaman romanın ucuna bucağına hâkim olamıyoruz. Bir de bakmışız; altımızdan zemin, üstümüzden gök nasıl olduysa apansız çekilivermiş. Kendimizi hiç beklemezken böyle bir halde buluyoruz. Hazırlıksız yakalanmışız. Oysa altına imzamızı atacağımız anlam daha demin oradaydı. Nasıl sırra kadem basar. O, kanıtlanamasa da iliklerimize işlemiş an henüz çok netti zihnimizde. Rahatça yerleşmişti hafızamıza. Hadisenin tam kalbindeydik. Hiç düşünmeden bunun üzerine yeminler edebi
Jul 94 min read
Öğretilemeyen Şeyler: Doğum | Pelin Özer
17 Haziran’a, dolaysızca……... 1. Doğumun kutsallığına dair tefekküre dalacak genişliğe daha ilk andan eriştiysek eğer —evet evet, mümkün bu— onun bizden esirgenmiş olduğunu iddia etmek aklımıza bile gelmez, kalbimizden bile geçmez doğal olarak. Her doğum kutsaldır. Bizler o kutsallığın tohumlarıyız dediğimizde, tam da böylesi bir kavrayışla dolup taştığımızda yankıları duymak kaçınılmaz. Yaratım; tekrarlara alan açan gücünü, içten gelen kıpırtısını, canlılığını, sürekliliğin
Jun 163 min read
Öğretilemeyen Şeyler: Arkadaşıma Mektup* | Pelin Özer
Biricik Sinan “Willow” Mestçi için, Merhaba Canım, Duyduğuma göre bir Arkadaşına rüyanda bir gün Tanrıyı gördüğünü, onunla Arkadaş olduğunu anlatmışsın. “Böylece kendime Arkadaş adını seçtim” demişsin sonra. Tanrı ile arasına mesafeler koyanların soyundan değilsin. Asla. Hiç olmadın. Bilakis bol Tanrılı şiirlerinde Onu ulu yalnızlık tahtından indirip dünyevi düzlemde sakalsız yeni hayatla, yeni hayat tasavvuruyla tanıştırdın; alıp aramızda iyi huylu Arkadaşlığınla gezdirdin.
Jun 163 min read
bottom of page
