top of page
Öğretilemeyen Şeyler: RomanYazım (III) | Pelin Özer
I. Ritmini, tonunu, içeriğini etki altında kalmadan tamamen kendisi belirleyen yazı bizden bağımsız. Zamanı çekiştiren odur. Zamanı büzüştüren. Zamanı oyalayan. Zamanı genleştiren. Zamanı sakız yapıp çiğneyen. Erteleme, budama, bahane, mazeret, kaytarma vb. dinlemeyen…... Gözlerin yaşına asla bakmayan….. Her durumda bildiğini okuyup gözünü bir şekilde boyayarak yazarını peşinden sürükleyip durur. Madem böylesine bağımsız nasıl oluyor da altına imza atı(lı)yoruz? Kabul etmek
Mar 293 min read
Öğretilemeyen Şeyler: Canım Günlük | Pelin Özer
I. Günlük hep benimle. Sahibi olmadığım gün gibi. Sevdasıysa muhtemelen ondan önce geldi. Tasarlananın, hayali kurulanın canlanması uzun sürmemiş olsa gerek. İkiye katlanan soluk tasavvuru. Kendinden kanatlanan hayat diye düşünmüş olmalıyım: Ona benzemiyor mu . Ne zamandı, hatırlamıyorum. İlk aşklar, kaçamaklar, beyaz yalanlar, pembe romanslar, karanlıklar, isyanlar, kompleksler, ölüm ile sıkıfıkı dönemler; saklanma; bir o kadar açılma, saçılma girişimleri; dizboyu tutarsız
Mar 293 min read
Öğretilemeyen Şeyler: Söz İşçisi | Pelin Özer
I. Dile gelirken, dil ile haşırneşir olurken kimse bize sözcüklerin tıpkı bizim gibi kanlı canlı organizmalar olduğunu söylemedi. Buna dair en ufak bir ipucu veren olmadı. Harfleri yanyana getirip büyülenerek hecelemeye başladığımız günden itibaren —yavaş yavaş, bir çırpıda, tekleyerek, afallayarak, hantal ya da hünerli— dilin hayatına, hayatiyetine, suskunluklarına, ketle(n)melerine, keyfiliğine dair sözlükler dolusu veriyle donatılmış olsak da sözcüklerin saklı yaşantısı üs
Mar 293 min read
bottom of page
